Özel Direksiyon Dersi Eğitimi

Randevu ve Bilgi için Tel:  505 773 05 15

İstanbul´un her semtinde direksiyon dersi eğitimi veriyoruz. (Şişli, Sarıyer,Beşiktaş, Fatih, Merter, Zeytinburnu, Bakırköy, Florya, Avcılar, Beylikdüzü, Halkalı,Bahçeşehir, Kadıköy, Maltepe, Beykoz v.b…)

Ders süresi içinde çıkabilecek her hangi bir aksilikte (kaza,ceza.arıza ,benzin) parası gibi ücretlendirme, yani sizden ekstra bir ücret talep edilmiyor.(Köprü ve otoyol ücretleri fiyata dahil değildir)

Ders saat ücretimiz 85tl. dir. Günde en az iki saat ders verilir ; 85 tl x 2 saat = 170 tl dir.

Daha uzak mesafelerden ekstra fark ücreti alınır. Bilgi için lütfen 0 505 773 05 15 i arayınız.

Nasıl Çalışıyoruz? Neler Yapıyoruz?

*Direksiyon Dersi Eğitimi almaya karar verdiğinizde  505 773 05 15 nolu özel direksiyon dersi birimimizden istediğiniz gün ve saate randevu alıyorsunuz.

*Randevu alırken tercih ettiğiniz vites tipini (otomatik-manüel) , hoca tercihinizi (bay-bayan) bize bildiriyorsunuz.

*Randevu gününde ve saatinde hocamız adresinize geliyor. Günde en az 2 saat direksiyon dersi veriyor. Direksiyon dersimiz 50dk ders, 10dk mola şeklinde işlenmektedir. Ders bitiminde 2 saatlik ücreti nakit olarak alıyor. Bir sonraki direksiyon eğitiminiz için randevunuzu veriyor. Sizi tekrar adresinize bırakıyor.

*Hiç tecrübesi olmayanlar için minimum ; otomatik vites için 5 gün, manüel vites için ise 7 gün ders almasını öneriyoruz.

*Öğrencilerimizin %97 si otoyolda şerit değiştirmekten, iki araç arasına park etmeye kadar her şeyi verilen süreler sonucunda başarmıştır. Panik atak ve geçmişte yaşanan kazalar öğrenme süresini uzatabilmektedir.

*Direksiyon dersi eğitiminizi her gün üst üste alabildiğiniz gibi isterseniz 2-3 gün aralıklarla da alabilirsiniz.

*Çalışanlar mesai başlangıç- bitiş saatlerinde ve hafta sonları direksiyon dersi eğitimini alabilir.

* Randevu veya Bilgi için; tel: 0 505 773 05 15

sürücü kursumuzda, direksiyon dersleri hakkındaki söyleşi

5 yıldır, 10 yıldır, 15 yıldır vs.vs.. ehliyetim var. Ama sadece var. Hiç arabam olmadı, araba kullanmaya ihtiyacım da olmadı. Aslında hala da ihtiyacım yok. Ama bütün arkadaşlarım sürüyor ve çok keyif aldıklarını söylüyorlar. “Sadece araba kullanmak İSTİYORUM” diyorsanız; direksiyon dersi eğitimine ihtiyacınız var demektir; güvenli ve defansif sürüş teknikleri ile kısa sürede İstanbul trafiğiyle nasıl baş edeceğinizi, park etmenin başlı başına bir memleket meselesi haline gelmiş olduğu bu yerde, nasıl kolaylıkla park edebileceğinizi alacağınız özel direksiyon dersi eğitimi sayesinde öğreneceksiniz.

Daha önce öğrenme çabalarınız olmuştu ama babanızın, eşinizin veya öğretmeye çalışan kişinin azarları ve olumsuz yorumları sayesinde hevesiniz kursağınızda kaldı ve artık yapamayacağınıza sizi inandırdılar. İki kolu ve bir ayağı olan herkes araba kullanabilir(otomatik vites). Hiç ummadığınız kişiler araba kullanmaya başlayınca acaba yıllardır bana araba kullanamayacağımı söylerlerken yalan mı söylüyorlardı? Baksana falanca, filanca nasıl öğrendi  ? O benden daha mı zeki ve becerikli? Hayır sizden daha zeki ve becerikli değil .  Sadece psikojik destekli, bol motivasyon eşliğinde özel direksiyon dersi eğitimi aldı…. 

Kayıtlı olduğunuz sürücü kursunda yazılı sınavları verdiniz, ancak işlerinizden dolayı direksiyon derslerine giremediniz, ya da aldığınız direksiyon dersinin, direksiyon sınavını kazanabilmeniz için yeterli olmadığının farkındasınız, ya da sürücü kursunda ki direksiyon hocanızın asabi olduğunu ve aldığınız direksiyon dersinin size faydası olamıyacağını düşünüyorsunuz… Doğru yerdesiniz. Sizi sınava gireceğiniz bölgede alacağınız özel direksiyon dersi eğitimi ile en kısa zamanda sınavlara bay-bayan uzman direksiyon hocalarımızla hazırlıyoruz…

Eşiniz yoğun çalışıyor, eve geldiğinde de tekrar dışarı çıkmak ölüm geliyor ve siz istediğiniz yerlere gitmek için hep birilerini beklemek zorundasınız. Kendi başınıza alışverişe gitmek, çocuklarınızı okuldan almak, doktora gitmek, annenize gitmek, arkadaşlarınıza gitmek yani kısacası özgür olmak istiyorsunuz. Bizden alacağınız özel direksiyon dersi eğitimi sayesinde bunların hepsini yapacaksınız, inanın bu bir rüya değil. Sizden öncekiler başardı bile…

Sürücü Belgenizi yeni aldınız , artık kendi aracınızı kullanmak istiyorsunuz, Sürücü kursundaki direksiyon dersi trafiğe çıkmanız için yeterli gelmediğinden bu durumda trafiğe çıkmanızın tehlikeli olacağının bilincindesiniz. Milli Eğitim Bakanlığı sertifikalı, aktif olarak Sürücü kursunda Trafik ve Direksiyon derslerine giren uzman hocalarımız eşliğinde alacağınız özel direksiyon dersi eğitimi sayesinde sizde kısa sürede aracınızı kullanabilecek, bu trafikte güvenli bir sürücü olarak yerinizi alacaksınız.

Yıllardır çalıştığınız şirkette terfi ettiniz ve size artık araba verilmesi gerekiyor. Siz istemeseniz de pozisyonunuz gereği bu arabayı kullanmanız gerekecek ve sizin de artık sağlam bir direksiyon dersi eğitimine  ihtiyacınız var. Sizi en çok araç kullanacağınız güzergahlarda en kısa sürede uzman direksiyon hocalarımız trafiğe hazırlayacaklardır…

Başvurduğunuz işe girmeyi çok istiyorsunuz fakat işin gereği olarak araba kullanmanız gerekiyor, hatta ön başvurunuz kabul edilirse kısa süre içinde bir de araba sürme testine tabi tutulacaksınız.  Bizlerden özel direksiyon dersi eğitimi alıpta bu testleri geçemeyen ve istediği işi alamayan öğrencimiz olmadı…

Yurt dışında ehliyet aldınız, veya başka bir şehirde araba kullanıyordunuz ve İstanbul´a taşındınız ve meşhur İstanbul trafiği sizi ürkütüyor. Aslında araba kullanma ile herhangi bir sorununuz yok. Fakat Texas kovboylarının at sürer gibi (beygir gücü denmesinden kaynaklanıyor olabilir:))araba sürdüğü İstanbul trafiğinde nasıl araba kullanırım diyorsunuz. 40 yıllık şoför olan babam bile İstanbul´da araba sürmek istemiyor ben nasıl başa çıkarım diyorsanız evet haklısınız sizin İstanbul trafiğine uyum sağlayabileceğiniz bir özel direksiyon dersi eğitimi almanız gerekiyor. İşiniz çok kolay iki saatte sizi bu kaosa hazırlayabiliriz. Unutmayın herkes yapıyorsa siz de yapabilirsiniz. Bizde bu trafiğin içinde doğmadık, sonradan alıştık…

Randevu tel:0 505 773 05 15

 

 HOCALARIMIZ

Direksiyon Hocası

Dilek YAZ Trafik-Direksiyon Uzman Öğreticisi

DİLEK YAZ;

1973 yılında Rotterdam´ da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin´ de tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesinde ön lisans eğitiminin ardından Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açılan kursları başarı ile tamamlayarak Trafik & Çevre Bilgisi ve Direksiyon Usta Öğreticisi olmaya hak kazanmıştır. Evli ve 3 çocuk annesi Dilek YAZ… Devamı..

Dilek Yaz Videoları için TIKLA

*

*

Bedava100.netsite ekle sohbet Kaliteli web sayfalarını listelemek amacıyla oluşturulan Siteekle.info web dizininde bu site kalitesini ispat etmiş ve listelenmiştir. Listemize eklenen son 4 site şunlardır; cafe sohbettatil oyunmirc 24muhabbet ‘tir. Sizde kaliteye bizle ulaşabilirsiniz.

 

 

Anahtar kelimeler: Sürücü kursu direksiyon dersi, sürücü kursu direksiyon eğitimi, sürücü kursu özel direksiyon kursu,Otomatik Vites Direksiyon Dersi, Manuel Vites Direksiyon Dersi, Direksiyon Dersleri Şişli, Özel Direksiyon Dersi Beşiktaş, Direksiyon Eğitimi Bakırköy, Trafikte Direksiyon Kursu Sarıyer, Sürüş Dersi İstanbul, Araç Dersi Kadıköy, İleri Sürücülük Teknikleri Beykoz, Sürücü Kursu Mecidiyeköy, Ehliyet Sürüş Dersi Maltepe, Özel Direksiyon Dersleri Üsküdar, İstanbul Direksiyon Dersi Güneşli, Direksiyon Sınavı Bayrampaşa, Direksiyon dersi verenler Avcılar, Bayandan Bayana Direksiyon Dersleri Merter, Direksiyon Dersi Video Kağıthane, Direksiyon Dersi Oyunu Göztepe, Sanal Direksiyon Dersi Beyoğlu, Bayandan Direksiyon Dersi Yeni Bosna, Bayan Hocadan Direksiyon Dersi Bahçelievler, Direksiyon Eğitimi İzle Zeytinburnu, Ehliyet Direksiyon Dersi Güngören, Direksiyondersi, Sürücü Kursu Direksiyonkursu, Direksiyon Dersi Arama, İleri Sürüş Teknikleri, Direksiyon Öğretmeni
direksiyon dersi kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Püf Noktası

HER sürücü, kendini çok iyi şoför olarak görür. Çünkü; araç, direksiyon simidini çevirince yön değiştirmekte, gaza basınca hızlanmakta, frene basınca yavaşlamakta ve durmaktadır. En basit arabada bile 100 beygir gücünde motor vardır.

100 beygire birden deh (!) diyebilen bir insanın, kendini üstün görmemesi imkánsızdır. Peki o zaman her sürücü, iyi şoför müdür? Tabii değildir. Hatta tam tersine, aslında her sürücü, kötü şofördür. Çünkü kendini çok iyi gördüğü için, diğer şoförlere ders vermeye çok meraklıdır. İşine gelmeyen en küçük bir olumsuzluk karşısında, anında zıvanadan çıkar. “Madem öyle, işte böyle” deyip, (kendince) kendisine feyk atan, yolunu çalan veya yavaş hareket eden veya gereğinden fazla hızlı davranan diğer sürücülere hadlerini bildirmeye kalkar. İşte o zaman mutlaka trafik kurallarını ihlál eder ve kötü şoför olur. Bu noktadan başlamak üzere iyi şoförlüğün on kuralını sıralayalım.

1- Tepkici değil, etkici ol. Davranışlarınla, diğer sürücülere iyi örnek ol, teşekkür al. Kimsenin damarına basma. Senin damarına basılırsa, aldırma. Hiç bir zaman tedbiri elden bırakma, terbiyeli olmaktan şaşma.

2- Gör ve göster. Yoldaki diğer araçları, yayaları, hayvanları gör. Kendini onlara göster. Sürpiz yapma. Gerekiyorsa far ve korna kullan. Sürücülerin en sık yaptıkları hata, başkalarının onları farkettiğini varsaymalarıdır.

3- Büyük resmi gör. Aracını, at gözlüğü takarak sürme. Sadece kendi şeridine, yolun gittiğin yönüne bakmakla yetinme, arkana da bak. Gözünü dört aç. Kaldırımda koşuşan çocukları, yolu geçmeye çalışan koyunları ve bayır aşağı gelen inekleri, çöp konteynerinden çıkan kediyi gör.

4- Sadece aracını sür. Araç sürerken başka iş yapma. Telefonla konuşma, kaset veya disk değiştirme, yemek yeme, gazete okuma, manzara seyretme, yana veya arkaya dönüp yolcularla sohbet etme.

5 -Frene erken, gaza geç bas. Sürücünün en büyük eğilimi, frene mümkün olduğu kadar geç, gaza mümkün olduğu kadar erken basmaktır. İçindeki bu doğal davranışı değiştir. Tam tersini yap. Frene erken, gaza geç bas. Kimseye arkadan çarpma.

6- Yolcunu huzursuz etme. Özellikle yanında oturan yolcu, sağ eliyle tutamağa sıkı sıkı sarılmışsa, seninle birlikte frene basıyor ve gözünü yoldan ayırmıyorsa, hele hele hafif hafif terlemeye başlamışsa, derhal yavaşla. Aracını daha sakin sür. Yolcuna seyahati zehir etme, yazıktır ona.

7- Sola açık, sağa kapalı dön. Sakın slalom yapar gibi, her viraja kapalı girme. Sonra karşında başka bir araç görürsün; sakın şaşırma.

8- Viraja girmeden iyice yavaşla, gaz vererek dön, çıkarken hızlan. Araç virajda, düz yolda davrandığı gibi davranmaz. Merkezkaç kuvveti, aracı dışa doğru savurur. Dönerken frene basarsan, arka teker ön tekeri izleyemez. Aracın hakimiyetini kaybeder, yoldan çıkarsın. Şeridinde kalarak viraj alamayan sürücüye, şoför denmez. Bunu unutma.

9- Araç seni değil, sen aracı yönet. Sürdüğün araç sana itaat etmiyorsa, hatayı araçta değil, önce kendinde ara. Derhal yavaşla. Hálá itaatsızlık devam ediyorsa, uygun bir yerde dur. Araçtan in ve lastikleri kontrol et. Lastikler tamamsa, bakıma sokmadan, aracını alıştığın tarzda sürme.

10- Şerit çizgisini bacak arasına alma; zebraları çiğneme. Yollar, adam başına bir şerit olmak üzere tasarlanmıştır. Bir buçuk şerit işgal ederek araç sürme. Trafik adaları, üstünden araç geçmesin diye zebra gibi boyanmıştır. Yazıktır, hayvanı çiğneme.

direksiyon dersi kategorisine gönderildi | Püf Noktası için yorumlar kapalı

Kaliteli Sürüş İçin;

• Kaliteli Sürüş İçin;
Otonuzu kullanırken yaptığınız iş, hayatınızın en önemli işidir.
• Otonuzun mekanik viteslerini kullanmadan önce beyninizi vitese takın.
• Bir probleme girmemek, problemi çözmeye çalışmaktan çok daha kolaydır.
• Trafik canavarlarla dolu bir arena değil, yaşamın büyük bir bölümünün zorunlu olarak geçirildiği çok riskli bir ortaklıktır. Trafiği paylaşan ortakların risklerini, ülke gerçeklerini en iyi değerlendiren sürücünün yaşam şansı çok daha yüksektir.
• Bir motorlu araçta en önemli faktör sürücüdür; otolar kendi kendilerine hiç bir şey yapmazlar, onlara yanlışı ve doğruyu yaptıran sürücülerdir.
• Bir otoda sürücüden sonra en önemli faktör lastiklerdir. Lastikler yol ile olan yaşam bağınızdır. En güçlü motor ve en iyi fren sistemi ile donatılmış yüksek teknoloji ürünü bir otoda bile ancak iyi lastikler ile güvenli sürüş yapılabilir. Orta büyüklükte bir otonun bir lastiğinin yere bastığı alan, bir avuç içi büyüklüğündedir.
• Lastiklerle ilgili yapılan yanlışlar yaşamlarla ödenir. Yere sağlam ve doğru basın. Otolar lastiklerin üzerinde değil, lastiğin içindeki havanın üzerinde gider. İnik lastik, ayağa bol gelen ayakkabıya benzer, değil koşmak yürümek bile olanaksızdır. Sıcak havada, yağmurda ve karda lastik havaları indirilmez. Karlı yol yüzeylerinde geniş lastik değil, dar lastik daha iyi tutunma sağlar.
• Görün ve görülün. Camlar, aynalar ve ışık donanımını temiz tutun. Kısa farlarınızı gündüzleri de yakın. Unutmayın en ölümcül kazalar gündüzleri güneşli günlerde ve düz yol kesimlerinde oluşur.
• Trafik 360 derecedir. Her görmediğiniz santimetre karenin arkasında bir tehlike gizlenir. Onun için aynalarınızı her 10 saniyede bir kontrol edin. Şerit değiştirirken başınızı sağ veya sol arkaya çevirip ölü noktayı kontrol edin.
• Direksiyon tek elle kullanılmaz.Tek elle ayakkabınızın bağcığını bağlayamayacağınız gibi. Direksiyonu her zaman iki elle ve 09:15 pozisyonunda tutun.
• Yalnızca etkin fren hayat kurtarır. En iyi fren dönerek yavaşlayan tekerleklerle yapılır. Dönmeyen, kızaklayan ön tekerleklere yön verilemez, dönen ön tekerleklere yön verilir.
• Otolar kendi kendilerine kaymazlar. Onları kaydıran sürücülerdir.
• Gidilen yol kesimine göre yapılan aşırı hız, amaca uygun olmayan eski veya inik havalı lastikler, gereğinden fazla gaz, gereğinden fazla fren, gereğinden fazla direksiyon hareketi ve ani kompresyon (vites küçültmelerde debriyaj pedalını ani bırakma) sürücü kaynaklı kayma hareketini başlatan faktörlerdir.
• Emniyet kemerini her zaman, her yerde ve tüm yolcularınıza taktırın.
• Sarı ışıkta hareket etmeyin, kırmızı ışıkta geçen kamyon ilk olarak size çarpar.
• Hoşgörü ve akılcılığı siz başlatın. Her isteyene yol verin. Birisine yol vermek en çok 5 saniyenizi alır. Bir günde 50 kez yol verseniz 250 saniye eder. Bu da 5 dakikanın altında bir zamandır. Hem trafiğe saygı ve hoşgörü katmış, hem de sinirlenmeden, gülümseyerek araç kullanmış olursunuz.
• Doğru bilgi, tehlikeleri tanımak ve motorlu taşıtı daha iyi kullanmayı öğrenerek, beceriyi sağduyu ve saygı ile uygulamak, sürücülerin trafikteki tek yaşam şansıdır.

Genel kategorisine gönderildi | Kaliteli Sürüş İçin; için yorumlar kapalı

Yakıt Tasarrufu

En tasarruflu otomobilde bile, yakıt tüketimi performansını artıracak çok küçük ama etkili yollar olduğunu biliyor musunuz? Sadece aracınızın rutin bakımlarını yaptırmak ve sağduyulu bir sürüş tarzı benimsemek bile yakıt performansınızı artırabilir. İşte aynı yakıtla daha fazla yol almanın incelikleri: Uzun süre motor çalışır durumda bekleyeceğiniz durumlardan kaçınmak: Bu iyisi mi İstanbul trafiğine hiç girmeyin anlamına gelmiyor elbette. Ama otomobil üreticileri bile trafik ışıklarında veya motor çalışırken bekleme yapmanızı gerektiren durumlar için START STOP özelliğini geliştirdiler. Bu küçük hareketin etkisini hemen göremeyebilirsiniz fakat uzun vadede yapacağınız tasarruf çok net olacaktır.

90 km’nin altında, hava sıcaklaştığında camları açmak: Oldum olası tartışmalı bir konu olan klima mı, cam açmak mı sorusunun net bir yanıtı yok aslında. Farklı otomobiller ve farklı sürüş tarzları sorunun cevabını değiştirebilir. Ama genel bir kural olarak eğer düşük hızlarda ilerliyorsanız camları açmak, otoban gibi hızla ilerleyeceğiniz yollardaysanız klimayı açmak doğru olacaktır. Çünkü yüksek hızlarda camlar açıkken oluşacak rüzgar kuvveti yakıt performansınızı etkileyecektir. Hava filtresini temiz tutmak: Aracınızın motoru sürekli olarak hava emiyor ve hava filtresi de bu havanın temizliğini sağlıyor. Filtre kirlendiği zaman, hava emebilmek için motorun daha fazla efor harcaması gerekeceğinden daha fazla yakıt tüketecektir.

Aracınızı depo olarak kullanmamak: Gereğinden fazla yük koyduğunuzda otomobiliniz, aynı parkuru çok daha zorlanarak alacaktır. Aracınızın zorlanması, daha fazla enerji harcaması ve daha fazla yakıt tüketmesi demektir. Aracınızda olabildiğince az şey tutmak yakıt tasarrufunuzu artıracaktır. Depo kapağını sıkı kapatmak: Deponun kapağının doğru şekilde kapalı olduğundan emin olmaktan söz ediyoruz. Tam kapanmayan depo kapakları, paranızın havaya karışarak yok olması anlamına gelir.

Gideceğiniz yeri tam olarak bilmek: Bir çıkalım buluruz demektense, rotanızı önceden planlamak gereğinden fazla dolanmayı önleyerek daha etkin yakıt kullanımına neden olacaktır. Gideceğiniz yere en hızlı ulaşacağınız en kestirme rotayı aracınıza binmeden belirlemek size yakıt tasarrufu sağlar.

Kaliteli yakıt kullanmak: Yakıt firmalarının katkı maddeleri ile ilgili reklamları ve tanıtımları yalan söylemiyor. Temiz ve etkin motor daha az yakıt tüketimi demektir. Aracınızın yakıt performansını artıran kaliteli katkılı akaryakıtlar aynı zamanda bir depo benzinle daha çok yol almak demektir.

Lastik basıncını olması gereken seviyede tutmak: Lastikleriniz doğru basınçta olmadığında, sürtünme artacağı için direnç de artacaktır. Bunlar arttığında ise aracınızın motoru, aracı olması gerektiği gibi ilerletebilmek için daha fazla efor sarf edecektir. Bu da daha fazla yakıt tüketimi anlamına gelir. Gereksiz yere yakıt harcamak istemiyorsanız, lastiklerinizin basıncının her zaman önerilen seviyede olmasına önem vermelisiniz.

Ani hızlanmalarla huzursuz bir sürüş tarzı benimsemek: Bu tarz bir sürüş tarzı, standart sürüşe göre çok daha fazla yakıt tüketimi gerektirir. Aniden gazı köklediğinizde aracınıza bir anda büyük bir enerji yaratmasını söylemiş oluyorsunuz. Bu da onun yakıtı yudumlamasına değil içmesine neden olacaktır. Sağduyulu bir sürüş tarzı yakıt tasarrufu yapmanın en önemli kuralı.

Otobanda hız yapmamak: Cruise Control, yakıt tasarrufunu olumlu etkileyen bir özellik. Eğer aracınızda bulunuyorsa otoyollarda 90-100 km’nin üzerine çıkmayacak şekilde ayarlarsanız, rüzgar direnci oluşturmadan daha az yakıt tüketebilirsiniz. Sürekli hız değiştirmek hem deponuzu üzer hem de trafikte stabil bir tarzı olmayan sürücüler doğrusu pek hoş karşılanmıyor.

Genel kategorisine gönderildi | Yakıt Tasarrufu için yorumlar kapalı

Hız Körlüğü

Seyir  halinde  artan  hız  sonucunda  sürücünün  yol  ve  etrafına  yönelik görselleri,  nesne  ve hareketleri  net  olarak  algılayamama durumuna hız körlüğü denir. Nedeni  ise; gayet basittir. Hız ve görme açısı ters orantılıdır ve hız arttıkça görüş açısı daralır. Sürücü, sanki bir at gözlüğü takmışcasına etrafı göremez.

Hız ne kadar artış gösterirse çevreyi görmek, algılamak ve tepki vermede serilik azalır. Bu azalma yaş, tecrübe ve cinsiyet ile kesinlikle ilgili değildir.

Hız arttıkça görüş açısı daralır ve bakışlar da o derece uzağa odaklanır. Bu fiziksel bir durumdur. Örnek vermemiz gerekirse 35 kilometre hızla giderken sağlıklı bir sürücünün görüş açısı 104 derece, 130 kilometre hızla giderken 30 derecedir. Bu da demek oluyor ki görme açısı üçte bir azalmaktadır.

Hız arttıkça görüş alanı daralır…

Sürücü hız körlüğünün etkisindeyken  mevcut hızından daha az bir hızla gittiğini
zanneder. Genellikle uzun yolculuklarda ortaya çıkan bu durum fark edildiği
zaman mevcut hız yavaş yavaş azaltılmalıdır. Azaltılmadığı takdirde hız körlüğü
devam eder ve ve sürücü yol kenarında bulunan canlıları, nesneleri ya da
çevreden gelecek  tehlikeleri farkedemez. Bir anda önüne çıkan şeylere karşı
doğru tedbiri alması için yeterli vakti olmaz ve kazaya neden olur.

Bir otomobilin direksiyonuna oturup gaza basmaya başladığınızda tüm bedensel
fonksiyonlarınızın ritmi değişir. Gözlerinizin de.

Sağlıklı bir insan gözü 200 derecelik bir açı içinde olup biteni rahatlıkla algılar.
Etraftaki objeler, hareketler, uzaklıklar açık ve nettir. Beden hareket etmeye
başladığında, gözler hedef alınan noktaya doğru odaklanır.

Görüş açısı ilerleme hızı arttıkça daralmaya başlar.

Otomobilde de böyle olur. Hız arttıkça yolun sağındaki solundaki objeler, hareketler ya da
renkler önce flulaşmaya sonra da kaybolmaya başlar. Sürücünün gözü uzağa odaklanır.
Yolun etrafındakiler görünmez olur. Adeta bir tünele girilir ve sürücü sadece çok uzağı görür.

Hız 120 kilometreye çıktığında, sürücü gözünün görüş açısı 1/3´üne inmiş olur. Bu çok riskli bir durumdur. Sürücü
artık, ne yola doğru koşan çocuğu yeterince algılayacaktır, ne değişen renkleri, ne de tabelaları.

Genel kategorisine gönderildi | 2 yorum

Emniyet Kemeri Ne işe Yarar?

Direksiyon Dersi

Saatte sadece 40 km ile hareket etmekte olan bir otomobil duvara çarptığı anda,
kendi ağırlığının 15 katı bir kuvvetle durdurulur. Kemer takmamış sürücü ise, aynı
süratle hareket etmeye devam eder. Saniyenin 1/20´si kadar sonra başından
ölümcül derecede yaralanır. Direksiyona çarparak göğsüne aldığı şiddet tam 6 tondur.

Emniyet kemeri, araçlarla yapılan yolculuklar için geliştirilmiş en basit ama en önemli güvenlik ekipmanıdır.

Koltuk, uygun mesafeye getirildikten sonra, kemerin üst bölümü boyna direk
temas etmeyecek şekilde ayarlanmalı, alt kısmı ise, göbeğin altından, kalça
hizasından geçmelidir.

Kemer mutlaka gergin olmalı, beden ile kemer arasında boşluk kalmamalıdır.

Hiçbir zaman unutma, istedigin kadar araba satın alabilirsin, ama
İnsan hayatını…..

BIR OTOMOBIL 80/KM-H SABiT HIZLA DUVARA ÇARPIYOR.ISTE OLAYIN GELİŞİMİ;

Çarpismadan 26 milisaniye sonra ön tamponlar araca gömülür araç kendi
ağırlığının  30 katı kadar bir kuvvetle frenlenir.sürücü ve yolcular kemer ile bagli degillerse
80 Km. sürat ile araç içinde harekete devam ederler.


39 milisaniye sonra sürücü koltuguyla beraber 15 cm öne dogru fırlamıştır.

44 milisaniye sonra sürücü gögüs kafesiyle direksiyona çarpar. ve sonra araç ve
içindekiler üzerinde etkiyen yavaşlatıcı kuvvet 80 G.ye ulaşır (yani kendi ağırlığının 80 katı
büyüklükte bir kuvvet üzerinde etkir)

68 milisaniye sonra sürücü 9 TONLUK bir kuvvetle gösterge paneline çarpar

92 milisaniye sonra sürücü yanindaki yolcuyla beraber aynı anda kafasını ön
cama çarpar, yolcu bu çarpmayla kafasına ölümcül bir darbe alarak camdan disariya firlar.

100 milisaniye sonra direksiyon tarafindan tutulan sürücü tekrar aracin içine
düşer, o anda ÖLMÜSTÜR.

110 milisaniye sonra araç yavasça geriye çekilmeye başlar.

113 milisaniye sonra sürücünün arkasinda oturan yolcu sürücü seviyesine
yükselir ve kafasıyla sert bir darbe yapar aynı anda kendiside ölümcül bir darbe
almıştır.

150 milisaniye sonra tekrar sessizlik egemen olur; cam, çelik, plastik
parçaları yere düşer

200 milisaniyeden daha kisa bir süre içerisinde her sey biter.

Ortaya çikan çıkan enerji inanılmazdır.80 km/h hizda ortalama 1 ton
ağırlığındaki bir otomobili 30 metre yukariya fırlatabilir.

LÜTFEN OTOMOBIL HAREKET ETMEDEN ÖNCE, EMNİYET KEMERİNİZİ TAKINIZ….

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Durma-Frenleme

Durma-Frenleme Nedir?

Bir çok sürücü durma ve fren yapma kurallarına
uymadığı için kaza yapmaktadır. Durma ve frenlemeye ilişkin bilgiler, güvenli
yolculuklar için yanı başımızda olmalıdır.

Durma, bir aracın fren sistemi kullanılarak hızının sıfırlanmasıdır.
Trafikte, yer ve konum değiştirmek için hareket haline geçmek, ne kadar sık
yapılan bir eylemse, durmakta bu hareketi sona erdirmek için o sıklıkla
başvurulan bir eylemdir.

Durma gereksinmesi, başlayan bir yolculuğu bitirmek,
için ya da hareket halindeyken güvenlik gerekçesiyle ortaya çıkar. Bu;
beklenmedik bir cismin, aracın önümüze çıkması ya da trafikte seyir halindeyken
trafik kural ve işaretlerine uymak nedeniyle olabilir.

Diğer bazı durumlarda ise, diğer yol kullanıcıların
(yaya-sürücü-yolcu) davranışları nedeniyle de `durmak´ kaçınılmaz ve ertelenmez
bir sonuç olabilir. İşte tüm bu nedenlerle, `aracınızı durdurmak´ zorunda
kalabilirsiniz. Durma eyleminde, hangi algılama-karar verme ve hareket etme
süreçlerinden geçildiğini biraz sonra konuşacağız.

Araçlardaki “güvenli bir fren sisteminden” beklenenler
şunlar olabilir: )

Taşıtı mümkün olan en kısa mesafede durdurabilmeli:
Aracınızın fren sistemi, verilen komuta uygun olarak çalışmalı ve hareketi
sonlandırabilmeli. Burada söz konusu olan, aynı hızda iki ayrı aracı
kıyaslayıp, daha kısa mesafede durabileni güvenli ilan etmek değildir. Gelişen
teknolojiler, aynı yol ve lastik şartlarında ve aynı hızda, frenleme mesafesini
kısaltan dikkate doğar bir avantaj yaratamamışlardır. Öyleyse belirtilen,
aracın fren sisteminin o şartlar altında kendisinden teknik olarak beklenen
performansı sergileyebilmesidir. Ancak bu şartlar altında, “güvenli fren
sistemi”nden söz etmek olasıdır

Taşıtı uygun bir ivmeyle (ivme yerine başka bir kelime
olabilir mi?) yavaşlatmalı: Kullanılmakta olan fren sistemlerinin temel işlevi,
istenen bir ivme seviyesi ile aracı kaydırmadan, yavaşlatarak durdurmaktır. Bu
değerler hafif araçlar (binek araçları) için minumum 5.8 m/sn², ağır taşıtlar
için 4.5 m/sn²´dir.

Park durumunda taşıtı sabitlemelidir: Bir taşıttaki
ikinci fren sistemi, el freni olarak bilinen park freni sistemidir. Park freni
bir taşıtı yaklaşık %16 eğimli yolda tutabilmelidir.

Frenlemeye
İlişkin Önemli Bilgiler

Bilindiği gibi, ayak ve el frenleri mekanik olup,
kural olarak arka tekerler üzerinde etkilidir. Yolculuk öncesinde ya da
yolculuk sırasında, aracınızdaki fren donanımıyla ilgili şu hususlara dikkat
etmek yararlı olacaktır:

Fren yağının seviyesi normal olmalıdır. Fren yağı
tüketilen bir şey değildir. Bir azalma olması, herhangi bir arıza olduğu
anlamına gelir.

Fren çubukları yüksek basınca dayanıklı olmalı ve sert
bir fren yapıldığında kırılmamalıdır.

Frenin basma noktası fazla düşük olmamalıdır. Eğer
fren pedalına, döşemeye doğru yarıdan fazla basabiliyorsan, fren tatminkar
değil demektir.

Pedalın seviyesi, kuvvetli bastığın halde daha aşağı
gitmemelidir. Eğer yavaş yavaş aşağı doğru gidiyorsa, sistem bir yerlerden yağ
kaçırıyor demektir.

Fren pedalında yaylanma hissedilmemelidir. Eğer, pedal
basma noktasında yaylanıyorsa, büyük olasılıkla fren sistemine hava girmiş
demektir.

Fren lambaları çalışır durumda olmalıdır. Yaptığınız
frenleme hareketinden, arkada sizi izleyen sürücüleri haberlendiren ilk şey
fren lambalarıdır. Bunların çalışmamasının, ne tür olumsuz sonuçlar
yaratacağını düşününüz.

El freni çalışır durumda olmalıdır. Yokuş bir yerde,
arabayı hareketsiz durdurabilmeli ya da el freni çekiliyken arabanın hareket
etmesini engelleyebilmelidir.

Frenlerin tekerler üzerindeki etkisi eşit olmalıdır.
Aksi takdirde, sert bir fren kaymaya neden olabilir.

Hava sıcaklığı sıfırın altında olduğu zaman, emin
olmak için frenleri düşük bir hızda (Örneğin 30 km/saat) denemek gerekir.
Ayrıca, araba yeni yıkanmış ve hemen ardından parka çekilmişse, balata ya da
kampana üzerinde rutubet ya da buzlanma olabileceğini düşünerek, frene deneme
için bir kaç kez basılmalıdır.

Fren denemesinin üç amacı bulunmaktadır:

Frenlerin tuttuğunu kontrol etmek,

Fren mesafesini kontrol etmek,

Frenlemede aracın yana çekmediğini kontrol etmek.

Fren denemesi yaparken arkada araba bulunmamasına özen
gösterilmelidir.

 Durma
Mesafesi

Durma mesafesi ya da “emniyetli durma mesafesi”, bir
aracın ve sürücüsünün, önünde beklenmedik bir gelişme olduğunda, durma için
gerekli olan mesafe olarak tanımlanır.

Bu mesafe, iki temel parçadan meydana gelir. Bunlar;
(1) Reaksiyon Mesafesi ve (2) Frenleme Mesafesidir. Bu iki mesafenin toplamı
“durma mesafesini” verir.

Reaksiyon mesafesi, durmayı gerektirecek bir
tehlikenin görülmesi, algılanması ve frene basılması anına kadar geçen sürede
kat edilen yola karşılık gelir. Reaksiyon mesafesi genel olarak üç şarta bağlı
olarak değişkenlik gösterebilir. Bunlar:

– Hız

– Sürücünün fiziki ve ruhsal durumu

– Sürücünün konsantrasyonudur.

Elbette, saydıklarımız içinde en önemlisi `hız´dır.
Hız tek başına, reaksiyon süresinde alınacak mesafeyi etkilediği gibi,
sürücünün durumu ve konsantrasyonunun getirebileceği kısıtları da daha da
olumsuzlaştırır.

Diğer yandan frenleme mesafesini de etkileyen
faktörler bulunmaktadır

Bunlar ;

– Hız

– Yolun eğimi,

– Yolun yüzeyi,

– Lastiklerin durumu gibi faktörlerdir.

Frenleme mesafesi, bu faktörlere bağlı olarak ifade
edilmektedir. Hiç şüphesiz, yine en önemli faktör “hız”dır. Çünkü, hızın ikiye
katlanması frenleme mesafesini tam dört kat artıracaktır. Bunları da, ileride
daha ayrıntılı konuşacağız. Diğer yandan, araç çeşitleri (binek aracı-ağır
taşıt) ve yükleme biçimlerinin de frenlemeyi etkilediği doğrudur.

 Reaksiyon
Mesafesini Etkileyen Faktörler

Hız, sürücünün ruhsal ve fiziksel durumu ile
konsantrasyonu ne ölçüde hızlı reaksiyon gösterebileceğimizi belirler. Haydi
birlikte reaksiyon mesafemizi inceleyelim.

Günün hangi saatinde araç kullanırken kendinizi daha
uyanık ve dikkatli hissediyorsunuz?

Reaksiyon Mesafesini etkileyen faktörleri, şimdi
sırasıyla konuşalım.

Reaksiyon mesafesini etkileyen üç faktör vardır.
Bunlar ;

Taşıtın hızı

Sürücünün yaşı

Trafiğe konsantrasyonudur

Hız: Basit bir hesaplamayla hızın etkisini anlatalım.
Ortalama reaksiyon süresi 1 saniye olarak alındığında, bu sürede kat edeceğiniz
mesafe, hızınız 36 km/saat ise 10 metre, 72 km/saat ise 20 metre olur. Ayrıca,
artan hızlarda sürücülerin algılama yeteneklerinde azalmalar olduğu ve hızın
ayrıca reaksiyon sürelerini de artırdığını söyleyebiliriz

Sürücünün fiziki ve ruhsal durumu: Sürücünün; yaşı,
yorgunluğu ve alkol vb. madde kullanıp kullanmamış olması reaksiyon süresini
etkileyecektir. Sanıldığının aksine, gençlerin çok erken reaksiyon vermesi buna
karşılık yaşlıların geç kalması bütünüyle doğru değildir. Çoğu kez, reaksiyon
trafikte deneyim ile ilgilidir. Bir şeyin görülmesi ne kadar önemliyse, onun
tehlike olarak algılanması ve durmaya karar verilmesi de en az onun kadar
önemlidir. İşte özellikle bu ikinci kısımda, deneyimli sürücülerin (35-55 Yaş)
daha kısa sürede algılama yaptıkları bir gerçektir. Durum ne olursa olsun, bu
sürenin 1 saniyeden kısa olması düşünülmemelidir. Yaşlılık, yorgunluk ve alkol
kullanımı gibi nedenlerle bu süre artmaktadır. Bütün bu süre artışları, mesafe
artışlarına neden olacaktır.

 

Konsantrasyon: Sürücünün
yola, yol çevresine ve trafik durumuna konsantre olması, reaksiyon süresini
etkileyecektir. Az önce, sürücünün durumuna bağlı olarak belirtilen durumlar,
elbette konsantrasyonu da olumlu ya da olumsuz etkileyecektir. Burada yeni
olarak belirtilecek konu, yol ve çevresinin etkisidir. Çok ışıklı ya da tersine
aydınlatmasız bir ortam sürücüyü görüş ve algılamada yanılgılara düşürecektir.
Karar verme süresinin uzaması, benzer şekilde, reaksiyon mesafesini
uzatacaktır.

 

Fren
Mesafesini Etkileyen Faktörler -1

“Frenleme mesafesi”, aracın frenleme sırasında aldığı
yola karşılık gelmektedir. Bu mesafeyi de etkileyen faktörler vardır.

Fren mesafesinin uzunluğu, aracın seyir anındaki
hızına, yolun yüzeyine, yolun eğimine, fren ve lastiklerin durumuna göre
değişir. Elbette, fren yapma biçiminizin de etkisi söz konusudur. Bunun etkisi,
direkt hesaplamaya alınabilecek bir etki değildir.

Ancak, hepimiz biliyoruz ki, pedala pompalayarak basma
ya da gaz pedalından ayağı çekip, sonradan frene basılması mesafeyi
etkileyecektir. Ancak bütün bunlar imkanınız olduğunda başvurabileceğiniz
güvenli önerilerdir.

Fren mesafenizi, en fazla etkileyen faktör, kuşkusuz
“hızınızdır”. Şimdi açıklayacağım üzere, bu etki çoğumuzun tahminlerinin de
üzerindedir. Hızınız 35 km/saat´den, 70 km/saat´e çıkardığınızda, yani ikiye
katladığınızda, fren mesafeniz önceki hızdaki mesafeye göre tam dört kat
artacaktır.

Hızınızı 35 km/saatten, 105 km/saate çıkardığınızda,
yani üçe katladığınızda, durma mesafesi bu kez, inanamayacaksınız, tam dokuz
misli artar.

 Fren
Mesafesini Etkileyen Faktörler-2

Yol yüzeyi durma mesafesini etkilemektedir.
Lastiklerinizle, yol yüzeyi arasında iyi bir tutuşun sağlanması önemlidir.
Örnek verecek olursak, kaymak asfalt diye belirttiğimiz “asfalt beton”
kaplamalı yollarda fren mesafesi, bizim kara yollarımız da daha sık
karşılaştığımız mıcırları üzerinde görülen-pürüzlü yüzeye sahip, “sathi
kaplama” yollardaki fren mesafesinden daha kısadır. Farkında mısınız, sürüş
kolaylığı, konfor her zaman lehimize sonuç vermiyor. Daha farklı yerlerde de
konuştuk, belki de konuşacağız, yol yüzeyinde su birikmesi, buz ya da kar
olması yine fren mesafesini uzatan faktörlerdir..

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bayan Arabaları

Bayan  Şoförlerin Arabaları

Otomobil sürücüleri içerisinde bayanların apayrı bir yeri vardır. Çünkü onların
kendilerine özgü araba sürüş stilleri, kendilerine özgü araba marka ve
modelleri vardır.

Son yıllarda erkek sürücülerin, kazaların daha çok kadın sürücülerden
kaynaklandığı şeklinde şikâyeti ve bayan şoför sayısının iyice
artması sonucu otomobil üreticisi olan firmalar, bayan şoförlerin
ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak birbirinden farklı ve güzel araba
modelleri üretmeye başladılar.

Bayan Şoförlerin Tercih Ettiği Otomobiller

Bayanlar için arabalarının kaç beygir gücünde olduğu, markası ve motoru değil,
nasıl göründüğü, rengi, iç döşemesinin ne kadar şık olduğu önemli. Mesela koyu
renk arabaları pek sevmiyorlar. En gözde renkleri beyaz.

Erkekler otomobiller hakkında konuşmaya başlayınca ortamı terk eden, eşinin
kullandığı otomobilde sağ koltuğa kurulan bayanlar artık kendi arabasını
kullanıyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre son on yılda Türkiye´de ehliyet
sahibi bayanların sayısı iki kat artmış. Ülke genelinde küçük otomobil
satışlarının yükselmesi de dikkat çekiyor.

Otomobil Yetkili Satıcılar Derneği´nin (OYDER) eski başkanı Tarık Taşar,
trafiğe daha çok kadın sürücü çıktığını söylüyor. Nedenini açıklarken ilginç
bir tespitte bulunuyor; Şehir dışına yapılan konutlar, bayanları otomobil
kullanmak zorunda bırakmış. Alışveriş alışkanlıklarının değişmesi
de bayan şoförlerin artmasına sebep olmuş.

Bayanların otomobil kullanmasının temel sebebi aslında ekonomik iyileşme.
Bir başka sebebi de daha çok bayanın iş hayatına girmesi. Çünkü toplu
taşıma araçlarında pek çok zorlukla karşılaşan bayanların, kazandıkları parayla
ilk aldıkları şey otomobil oluyor.

Bazı bayanların araba sahibi olmak tutkusu öyle yüksek ki neredeyse maaşının
hepsini otomobiline yatırıyor. Taksit ve benzin masrafları maaşlarıyla
neredeyse aynı!

Bayan Otomobilleri

Tarık Taşar, otomotiv sektörünün artık kadınları düşünerek araçlar
geliştirdiğini söylüyor. Son yıllarda erkek müşteriler için üretilen
ve kadınsı çizgilerin hâkim olduğu arabaların yanında, bayanların
beklentileri göz önüne alınarak geliştirilen otomobiller de piyasaya çıkıyor.

Öyle ki markaların bazı modelleri “Bayan Otomobili” olarak nam salıyor. Mesela
vişne çürüğü rengindeki Ford Fiesta, sonra W Polo, Opel Corsa, Nissan Micra…

Kullanıcılarının yüzde 63´ünün erkek olmasına rağmen Mini Cooper bayan
otomobili olarak bilinir. Fakat Mini´nin modelleri arasında bayanlar en
çok Mini One´yi tercih ediyormuş.

Mini´nın marka direktörü Funda Ölçer, Türk kadınının araba alırken ilk önce
otomatik vitesli olmasına önem verdiğini söylüyor. Ölçer´in gözlemlerine göre
bayan müşterileri, kendi markalarının en çok tasarımından etkileniyormuş. Erkek
kullanıcılar içinse performansı ve yol tutuşu önemliymiş.

Eğlenceli Bayan Şoförler

Bayan şoförler de kendi içinde gruplara ayrılıyor. Zaman Gazetesi otomobil
editörü Memduh Taşlıcalı, otomobil sahibi bayanlar içinde ilk grubu,
otomobillerini babaları alan öğrenciler ve 25 yaş altı sürücülerin
oluşturduğunu söylüyor.

Üniversite ortamında araba kullanan bu tipler eğlenceli ve renkli modelleri
tercih ediyor. En çok Nissan Micra, MINI Cooper, Audi A3, Peugeot 107
kullanıyorlar.

İkinci grup, çalışma hayatına giren ya da çocukları sebebiyle trafiğe çıkmak
zorunda kalan anneler oluyor. Bunlar genellikle evin ikinci otomobillerini
kullanıyor. Dolayısıyla daha ekonomik modelleri tercih ediyorlar. Az benzin
yaksın ve otomatik vites olsun, park etmesi kolay olsun diyorlar. VW Polo, Opel
Corsa, Ford Fiesta, Citroen C3, Toyota Yaris, Honda Jazz bu grup kadının en
gözde otomobilleri.

Üçüncü grubu orta seviye yönetici bayanlar oluşturuyor. Daha çok şirket
otomobilleri kullandıkları için bayanların pek tercih etmediği sedan
otomobillere biniyorlar.

Dördüncü grubu ekonomik gücü yüksek bayan sürücüler oluşturuyor. SUV
sınıfı (sportif amaçlı araç) araçları, özellikle cipleri tercih ediyorlar.
Mercedes, Audi ve BMW X3´ü çok beğeniyorlar. İlginçtir BMW X3´ün
kullanıcılarının yüzde 50´den fazlası kadın.

Son grup ehliyeti olup da toplu taşıma araçlarını kullanan bayan şoförler.
Bunların hayallerini süsleyen bir otomobil var; Küçük, otomatik vitesli, içi
geniş ve kullanışlı, mesela çanta gözü olan kırmızı renkli bir otomobil.

Türk kadınları ya jip ya da küçük araba kullanıyor arası yok.

Burcu Çetinkaya, ralli şampiyonu bir bayan sürücü. Pistlerin dışında
Peugeot 3008 kullanıyor. Sürüş keyfi ve donanımından dolayı bu modeli
seviyormuş. Bagajının geniş olmasından da pek memnunlar. Yüksek bir araba
olmasına rağmen yere yakın otomobil hissi verdiğini söylüyor.

Yarışlarda hız tutkusunu yaşadığı için trafikte güvenli ve sakin bir otomobil
kullanmaktan yanaymış. Türkiye´de bayanların ya jip ya da küçük
otomobilleri tercih ettiğini vurgulayan Çetinkaya, “Arası yok.” diyor.

Bayanlar, otomobillerinin küçük, bagajının büyük olmasını istiyor.

Bayan şoförlerin satın alacakları otomobilden beklentileri erkeklerden farklı.
Mesela erkekler, öncelikle markaya karar veriyor. Çünkü seçeceği markanın
kimliği olacağını düşünüyor. Sonra motor gücüne, ne kadar benzin yaktığına,
fiyatına ve dayanıklılığına en son da rengine ve iç mekânının tasarımına
bakıyor.

Otomobil almaya niyetlenen Türk kadınları ise öncelikle otomatik vites olup
olmadığını soruyor. Küçük yani kolay park edilebilecek modelleri tercih
ediyorlar. Sedan modelleri zorda kalmadıkları sürece almıyorlar.

Küçük otomobil istiyorlar ama bagajlarının geniş olmasına dikkat ediyorlar. Her
bayan sürücü için bagaj aynı zamanda gardırop demek. Bagajda mutlaka yedek
ayakkabılar ve kıyafetler vardır.

Otomobilin görüntüsü bayanlar için çok önemli. Ferah ve iç açıcı olmalı.
Koyu renk otomobilleri pek beğenmiyorlar. Son yıllarda beyaz en gözde renkleri.
Artık mavi ve uçuk kahverengi tonları da talep görüyor.

Bayanlar En çok şu otomobilleri alıyorlar;

– Nissan Micra

– Honda Jazz

– Hyundai Getz

– Mini One

– Audi A3

– Alfa Romeo MiTo

– Citroen C1 ve C3

– VW Polo

– Toyota Yaris

– Peugeot 308

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Araç Kullanma Bilgileri

                        ARAÇ
KULLANMA BİLGİLERİ
           DEBRİYAJIN  GÖREVLERİ:

  1-Aracı  harekete  geçirir .

2.Aracın viteslerini  değiştirmeyi  sağlar.

3.Durulduğunda aracın stop etmemesini  sağlar.


Debriyaj güç  aktarma organı olup  sürücünün  isteğine  göre  motor ile tekerlekler arasında irtibat
kesici  ve irtibat sağlayıcı bir  görev yapar.Debriyaja basıldığında motor ile tekerlekler arasında irtibat
kesilir,tekerlekler  serbest kalır  araç iniş  eğimde hızlanır,çıkış  eğimde yavaşlar ve düz  yolda belirli bir süre hızı değişmez;ancak yer  çekimi, sürtünme ve rüzgar kuvvetinden dolayı araç yavaşlamaya maruz kalır.Debriyaj çekildiğinde motor ile tekerlekler arsında irtibat sağlandığından araç harekete geçer.

Aracın vitesleri değiştirilirken şu  sıralama takip  edilir:

-Debriyaja basılır,gaz kesilir aracın vitesi  değiştirilir tekrar debriyaj yavaş bırakılarak gaz verilir.

-Araç kullanma davranış şekli olmayıp, sürücü hal ve hareketlerini içinde bulunduğu şartlara göre düzenler.

-Buna göre;düz yollarda trafik yoğunluğu  var ise aracı durdurma şeklimiz  debriyaja basılıp fren
yapılır.Aracın hızı  fazla ise fren ile yavaşlatılıp  debriyaja basılır.

-İniş eğilimli  yollarda;fren ile kontrol yapılıp debriyaja basılır.Çıkış eğimli yollarda ise debriyaja basılıp  frenleme yapılır.

           FRENİN GÖREVLERİ:

-Aracı yavaşlatma ve durdurma işlemlerini gerçekleştirir.

-Gaz pedalı, aracımızın güç  kaynağıdır.

Direksiyon Hocası


VİTESLER  VE HIZ LİMİTLERİ:

-Aracın gücünü,devrini ve hızını ayarlar.

1.vites;minimum hız limiti 5 km ,maksimum   40  km olup,20 km hızı  aştıktan sonra ikinci(2.)  vitese alınır.

2.vites:minimum   hız limiti 10 km maksimum 60  km olup,40 km hızı aştıktan sonra 3.  vitese alınır.

3.vites:minimum hız limiti 30 km  maksimum  80 km olup ,70 km hıza gelindiğinde 4. vitese alınır.

4.vites:minimum hız limiti 50 km ,maksimum 120 km olup,100 km hıza gelindiğinde 5. vitese alınır.

5.vites:minimum hız limiti 80 km,maksimum 220 km civarıdır.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Çocuklar ve Trafik

Boyunuz küçük bir çocuğunki kadar olsaydı ne tür
zorluklarla karşılaşırdınız hiç düşündünüz mü?

Yetişkinler genelde çevreyi 1.60 m yükseklikten görürler. Oysaki ilkokul
çocuklarının görme seviyeleri 1.20 m
kadardır. Yani çevreyi görmek hiç de
kolay değildir onlar için.

Örneğin park etmiş araçların arkasından yoldaki trafiği görmekte
zorlanırlar. Aynı şekilde sürücüler de onları fark edemezler. Görme
seviyeleri alçak olduğundan taşıt yolunu boş sanıp yola fırlayabilirler.

Çocuk bir şeye yoğunlaşmışsa, diğer tüm nesneler
önemini yitirir.
Çocukların dikkati çok çabuk başka
yönlere kayabilir. Davranışlarını kolay denetleyemezler ve algılamaları
bizden çok farklıdır.

Aslında yollar ve trafik, yetişkinlerin algılarına
göre planlanmıştır.

Çocuk bir şeyi görüyorsa, onun da kendisini gördüğünü düşünür. Örneğin bir
aracın ya da bir çalının ardından aracınızı görüyorsa, sizin de onu gördüğünüzü
sanır.

Küçük çocuklar, otomobillerin farlarını göz yerine koyarak, araçların
çevreyi gördüğüne inanır.

Çocuklar uzaklığı algılamada zorluk çekerler. Koşan bir köpeğin tüy, kuyruk ve kulaklarına bakarak, hareketini ve hızını
algılayabilirler. Söz konusu karşıdan gelen bir araç olduğunda bu hareketi ve
hızı algılayamazlar. Bu nedenle karşıdan karşıya geçmeye çalışan çocuk çok
büyük tehlikededir.
Örneğin; 3-4 yaşında bir çocuk uzakta durmakta olan bir
taşıtla hareket halinde olanı ayırt edemez. Kendilerine yaklaşmakta olan bir
otomobilin bisikletten daha hızlı olabileceğini algılayamaz. 5-7 yaşındaki bir
çocuk ise objeleri olduğundan daha yakın görür.

Çocukların adımları küçük olduğu için karşıdan karşıya geçmeleri daha
uzun sürer
. Karar vermeleri de zaman alır. Üstelik sağ ve sollarını
karıştırabilirler.

Onlar çocuk ve bilinçsiz. Duyarlı olması
gereken sizlersiniz.

-Ellerinden tutarak yürüyün.

-Karşıdan karşıya geçişlerde doğru geçiş kurallarını öğretin. -Trafiğin
tehlikelerini anlatın.

-Çocuğa trafik kurallarını ve bunlara neden uyulduğunu anlatın.

-Okul önleri ve çevresine geldiğinizde hızınızı 30km´ye düşürün.

-Çocukları korna ile uyarmaya kalkışmayın. Hem dikkatlerini dağıtır, hem de
paniğe kapılmalarına yol açar.

Aracınızla geri gitmeden önce arkanızda bir çocuğun olup olmadığı ihtimalini
göz önünde bulundurun!

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Direksiyon Dersi; ESP

ESP Electronic Stability Program

ESP
kısaltmasını son zamanlarda daha sık duymaya ve görmeye başladığınıza eminim.
Neyin nesi olduğunu bilenleriniz elbette vardır. Bir de hiç yahut ucundan
bilenleriniz… İşte biz sizlere de anlatalım istedik bu harika sistemi…

Öyle
zamanlar olur ki, siz kendiliğinizden istemeseniz bile, aracınız sizi dinlemez.
Hele de virajlı bir yola süratli girmişseniz, hele de yerde kar varsa, yahut
önünüze aniden kavlar, tavuklar fırlamış, siz de direksiyonu aniden
kırmışsanız… Böyle durumlarda otomobilinizde meydana gelen, bazen tehlike
boyutlarına ulaşabilecek bu halin adına genel olarak “oversteering”
denir. Önüne geçebilmeniz, yahut bu durumdan zararsız bir şekilde sıyrılmanız
ise şansın yanında kuvvetli bir otomobil hakimiyeti gerektirir. Ancaak,
varsayalım şansınız yaver gitmedi, yahut siz, bu durumun önüne geçecek kadar
kendinizi profesyonel hissetmediniz. Ya da oldu ki, aracınız sizden aldığı
emirleri yerine getirecek kadar marifetli değil. Ne yaparsınız?

İşte, başta
Mercedes olmak üzere birçok üretici firma, bu gibi durumları şansa ve ustalığa
bırakmamak amacıyla, ESP denilen bir sisteme başvurmayı tercih etti. Açılımını
söylersek Electronic Stability Program… Türkçesini deyiverecek olursak da
Elektronik Stabilite Programı. Türkçesi de pek açıklayıcı olmamış gibi
görünüyorsa, o halde biz açıklamamıza devam edelim…

ABS kadar
gerekli

Bu sistem,
sensör yani algılayıcılarla çalışan akıllı bir şey. Hem direksiyonun
hareketlerini, hem de gaz pedalının konumunu inceleyen bir dolu algılayıcı ile
birlikte görev yapıyor. Daha doğrusu onlardan aldığı bilgileri değerlendirip,
ona göre hareketlerini ayarlıyor. Görevi ise gerekli durumlarda devreye girip,
az önce sözünü ettiğim durumlarda aracın istenmeyen bir pozisyona düşmesini
önlemek. Yani ani girilen bir virajda, ani yapılan direksiyon hareketlerinde
(bir engel veya bir cisimden aniden kaçmak isterken) aracın kayarak kontrolden
çıkmasını, dolayısıyla da kaza yapmasını veya yoldan çıkmasını engellemekle
görevli.

Şayet aracın
direksiyonunu ani hareketlerle çevirmişseniz, aracın o anki devri, bu virajı
dönmenize uygun değilse, ESP “Ben buradayım” diyerek duruma müdahale
ediyor. Ne yapıyor? Motor işletim sistemine müdahale ederek tekerleklere ayrı
güçler verilmesini sağlıyor. Fren sistemine hükmederek, her tekerleğe ayrı ayrı
basınç gönderilmesini, ayrı şiddetlerde fren yapılmasını sağlıyor. Böylece
araç, hızlı girilen bir virajda savrulmayıp, çizgide kalıyor. Ani engelden
kaçma hareketlerinde yine kolayca çizgisine kavuşuyor.

Birçok lüks
markada artık standart haline gelen bu sistem, artık küçük sınıfta ve dengesi
kolayca bozuluverecekmiş gibi görünen araçlara da takılıyor tabii. Bazen isteğe
bağlı olarak, ek bir bedelle takılan sistem, neredeyse “ABS kadar
gerekli” denebilir.

Direksiyon Dersi Eğitimi Almak İçin Tıklayınız.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Direksiyon Eğitimi Kör Nokta

KÖR NOKTA; Trafikte sürücünün geriden gelenleri aynasında göremediği bölge, kör alan, ölü açı…

Resmin Açıklaması; 2 numaralı ayna bizim geleneksel ayarlamamıza uygun olarak ayarlanmış ve arabamızın arka kısmını az miktarda görüyoruz. Bu bizim şehir içinde dar dönüşler yaparken aracımızın başka cisimlere, araçlara, sütunlara temas edip etmediğini görmemize yarıyor. Fakat öte yandan şerit değiştirme esnasında solumuzdaki kırmızı arabayı görmemize engel olacak şekilde kör nokta oluşuyor. Bu durumda sol aynamızı 1 numaradaki şekildeki gibi araca 90 derece ayarlarsak kör noktayı iptal etmiş oluruz. Gelelim sağ aynamıza;
5 numaralı ayna geleneksel olarak aracımızın arkasını görecek şekilde ayarlanmış, yeşil araç kör noktanın içinde olmadığı için görülüyor fakat kırmızı aracın hizasına geldiğinde ayna görüntüsünden çıkacaktır. 4 numaralı ayna araca 90 derece dik olarak ayarlandığı için yeşil araç kırmızı aracın hizasına gelince ayna görüntüsünden çıkmayacaktır.
Özet: Geleneksel ayarlamada (içeriye dönük ve aracın arka kapının açma kolunu iç kısımda görerek ayarlama) park ve dar dönüşlerde avantajlı olduğumuz halde şerit değiştirme için kör nokta oluşuyor. Ayna araca 90derece dik olarak ayarlandığında ise dönüş ve parklarda aracımızı göremediğimiz için huzursuz oluyoruz. O zaman iki seçeneğimiz var;
1: Uzun yola çıkarken aynamızı dik olarak ayarlayıp, şehir içi ve küçük sokaklara veya manevralara ihtiyacımız olduğunda içe dönük ayarlayacağız.
2: Aynamızı içe dönük yani geleneksel olarak ayarlayacağız ve şerit değiştirirken ikinci bakışı direksiyonun üzerine eğilerek veya omuz bakışı dediğimiz kafamızı omuz hizasına çevirerek bakış atarak şerit değiştireceğiz. (Dilek YAZ)

 

Resmin içindeki yazıların tercümesi;
Fig1. : Önerilen ayarlama biçiminde şoför tarafı aynası
kör noktaya göre daha dış bir açıda kullanılan araç aynada gözükmeyecek şekilde
ayarlanıyor.
Fig2 : Geleneksel ayarlamada kör noktadaki kırmızı araç gözükmüyor bunun yerine
kendi aracınızın ve direkt arkanızdaki aracın bir kısmı gözüküyor. ( Yanlış )
Fig 3-4 : İç dikiz aynası ve yolcu tarafı aynası ayarlanırken iç dikiz
aynasının sağ köşesinde gözüken araç kaybolduğu anda düzgün ayarlanmış dış sağ
yan aynada aynı aracın gözükmesi gerekiyor.
Fig.5 :  Geleneksel ayarlamada iç dikiz
aynasında gözüken bazı bilgiler dış aynada da gözüküyor ( Yanlış )
Yapılan araştırmalarda kullanan kişileri kör noktaların elemine olduğunu teyit
ettikleri yalnız kullanma alışkanlıklarında dolayı dış dikiz aynalarında kendi
araçlarının bir parçasını görmediklerinden dolayı bu sisteme alışmakta
zorlandıkları görülmüş.
Tabii ki %100 emin olmadan şerit değiştirmemek ve ani sollamalardan kaçınmak en
önemli unsur.
Kör  Nokta Uyarı Sisteminin Görevi Nedir?
Sistemde kullanılan  infreruj sensörler, 6 metreye kadar arka ve taşıtın yan tarafındaki bitişik
yolu izlemektedir. Eğer sensörler bu bölgede bir nesne ya da kişi saptarsa, yan  aynada görsel bir uyarı belirmektedir.
Ayna kullanımı
Taşıtlarımızda  önümüzü görmek kadar arkanızı görmek de önemlidir. Önümüze çıkacak tehlikeler
kadar arkamızdan gelecek tehlikelere de hazır olabilmek açısından aynalarımıza  gereken ilgiyi göstermeliyiz.
Peki  bu ilgiyi gösterirken nelere dikkat etmeliyiz..
Aynalara  bakış yönümüz, açımız, süratimiz yoldaki şeritteki konumumuz göstereceğimiz
dikkatin ana unsurlarıdır. Arkadan gelen araçlarını hızına göre kendi hızımızı
geçiş rotamızı duruş sırasındaki güvenliğimizi kontrol etmemiz için hayati önem  taşırlar.
Tüm  aynalarda bakış açımızla odaklama ve görüş açısı aynı olmadığından dolayı
görüşte farklılık ortaya çıkar. Bu farklılık halk dilinde “kör nokta” olarak
adlandırılmaktadır.
Kör nokta nedir ? Aynaların en uç noktasında olan gösterme
açısının azaldığı ve son bulduğu noktadır. Şerit değiştirmelerde aynaya
baktığınızda arkanızı boş gibi görebilirsiniz ancak hemen yanınızda
bir araç olabilir. İşte bu araç sizin aynanızın kör noktasında ve siz
göremediniz !!! Peki bunu nasıl önleyebiliriz ?
Otomobilde bunun tek şansı direksiyona doğru biraz daha eğilerek aynaya bakış
açısını genişletmektir.
Ancak  motosiklette aynanın kör noktasında kalan aracı görmenin 2 yolu vardır.
Bunlardan ilki otomobildeki gibi başımızı geçmek istediğimiz şeridin aksi
yönüne ve gidona doğru yaklaştırıp geçiş yapacağımız şeridin aynasına daha
geniş açıyla bakmak.
İkinci  ve sıklıkla kullanılan bir sistem ise omuz bakışı. Motosiklet sürücülerinin
sıklıkla kullandığı bir bakış sistemidir. Bu bakış maalesefki çoğu sürücü
tarafından yanlış yapılmaktadır neden mi ?
Normal  trafikte seyrederken doğru şerit değiştirme nasıl yapılır ? Öncelikle geçiş
yapılacak şeridin aynasına bakılır şeridin serbest olduğu görüldüğünde ikinci
olarak boynumuzu çenemiz omuz hizasına gelecek şekilde geçiş yapacağımız yöne çevirip
kör noktada kalma ihtimali olan araçları kontrol ederiz. Geçişe uygun ise
şeride geçeriz.
Ancak  bazı sürücüler neredeyse yarı beline kadar dönüp arkadan trafiği kontrol
ediyorlar. Bu sırada şeridin geçiş yapmaya uygun olmadığını görüp önünüze
döndüğünüzde eğer önünüzdeki araç 20 km yavaşlamış veya aniden durmuşsa arkadan
çarpmanız işten bile değildir.
Ayna  ve kör nokta kontrolü yaparken gözümüzü asla yoldan ayırmamalıyız. Bu sebeple
aynaları karenaj da olan sürücüler aynaları gidonda olanlara nazaran gözlerini
yoldan ayırmadan kafayı kaldırmadan daha rahat ayna kontrolü yapabilirler.
Unutmayalım.
Doğru bakılmayan ayna hiçbir işe yaramaz.
Kör  nokta için video:
http://www.trcitroen.com/citroen-c4-kor-nokta-uyari-sistemi-video/
Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın